Malatya’da Derin Kriz: Siyaset Polemikte, Şehir Sahipsiz

Malatya’da Derin Kriz: Siyaset Polemikte, Şehir Sahipsiz
Malatya deprem, zirai don ve ağır ekonomik krizle boğuşurken siyaset heykel tartışmalarına kitlendi. İşte kentin acil çözüm bekleyen gerçek sorunları.
6 Şubat felaketinin üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen, Malatya tarihindeki en ağır sosyo-ekonomik ve idari buhranlardan birini yaşamaya devam etmektedir. Yıkımın izlerinin şehir merkezinde halen silinememiş olması, ticari hayatın belkemiğini oluşturan tarihi çarşı esnafını derin bir belirsizliğe sürüklerken; geçici barınma merkezlerinden kalıcı konutlara geçiş süreci ciddi aksaklıklarla ilerlemektedir. Yüksek enflasyon ve kontrolsüzce artan gayrimenkul kiraları, metropol kentlerle yarışır hale gelerek kentin toplumsal dengelerini temelinden sarsmaktadır.
Yıkıma Uğrayan Ticari Ekosistem ve Ziraatteki Ağır Hasar
Depremin yalnızca fiziki altyapıyı değil, kentin ekonomik üretim kapasitesini de çökerttiği aşikardır. Sanayi çarklarının yavaşlaması, sermaye çıkışı ve sermaye yatırımlarının durma noktasına gelmesi istihdam olanaklarını daraltmıştır. Bu ağır tabloya ek olarak patlak veren zirai don felaketi, Malatya ekonomisinin lokomotifi ve küresel markası olan kayısı rekoltesinde telafisi güç bir tahribat yaratmıştır. Tarımsal girdilerdeki fahiş artışlar, üreticinin borç sarmalına girmesine ve üretimden çekilme noktasına gelmesine zemin hazırlamaktadır.
Stratejik Ürün Kayısıda Üretici Mağduriyeti ve Piyasa Sahipsizliği
Dünya kuru kayısı tedarikinin merkez üssü olan kentte yüz binlerce insan geçimini bu stratejik üründen sağlamakta, ülke ekonomisine her yıl yüz milyonlarca dolarlık döviz girdisi kazandırılmaktadır. Buna karşın; mazot, gübre, ilaç ve işçilik kalemlerindeki yüksek maliyet baskısı altında ezilen üretici, ürettiği katma değerin karşılığını alamamaktadır. Tarlalardaki düşük alım fiyatları ile raflardaki fahiş etiketler arasındaki denetimsiz makas, kamusal denetim mekanizmalarının ve tarım politikalarının yetersizliğini gözler önüne sermektedir.
Barınma Krizi ve Kontrol Edilemeyen Beyin Göçü Tehlikesi
Deprem sonrası oluşan fahiş konut açığı, kentte derin bir barınma krizine yol açmıştır. Gelirinin büyük bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalan sabit gelirli vatandaşlar ve memurlar kentten ayrılma yollarını ararken, akademik ve mesleki birikime sahip genç nüfus umudunu büyükşehirlere ve yurt dışına taşımaktadır. Bir kentin geleceğini doğrudan tehdit eden bu nitelikli beyin göçü, bölgesel kalkınma dinamiklerine de büyük bir darbe vurmaktadır.
Siyasi Sorumsuzluk, Suni Gündemler ve Ortak Akıl İhtiyacı
Şehrin yapısal sorunları ve ekonomik çöküşü somut, acil ve kapsayıcı eylem planları gerektirirken; kentin gündeminin yarım asırlık sembolik heykel tartışmaları üzerinden politize edilmesi kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açmaktadır. Siyasi mekanizmaların kriz anlarında derin sorunları çözmek yerine kutuplaştırıcı polemiklere sığınması, Malatya halkındaki sahipsizlik hissini kuvvetlendirmektedir. Malatya’nın geleceği sembolik tartışmalarla değil; altyapı yatırımlarıyla, sanayi teşvikleriyle, doğru planlanmış kentleşmeyle ve üreticiye verilecek doğrudan desteklerle inşa edilebilir. Tarih; yapay gündemlerle zaman kaybeden yöneticileri değil, kriz anlarında irade gösterip kenti ayağa kaldıranları yazacaktır.
