Malatya’da yeniden inşa mı, siyasi vitrin mi? Anahtar sayarak mağduriyet bitmez
“Merkezimizden en uzak kırsal mahallemize kadar hiçbir vatandaşımızı geride bırakmadan Malatya’mızı hep birlikte ayağa kaldırıyoruz.”
Bu sözün ağırlığı, kürsüde ne kadar güçlü söylendiğiyle değil, bir vatandaşın hayatında neyi değiştirdiğiyle ölçülür. Evine taşınamayan, iş yerini açamayan, geleceğini hâlâ belirsizlik içinde bekleyen insanlara aynı cümleyi tekrar etmek, yönetim başarısının kanıtı olamaz. Siyasi sorumluluk, kameraların karşısında umut dağıtmanın ötesinde, verilen sözlerin hesabını verebilmeyi gerektirir.
Depremin ardından yürütülen inşaat çalışmalarını, sahadaki emeği ve ortaya konulan kamu kaynaklarını yok saymak doğru değildir. Ancak yapılanları göstermek başka, yapılmayanları görünmez kılmak başkadır. Hiçbir yatırım, eksikleri sorgulayan vatandaşın sesini bastırmak için siyasi dokunulmazlık zırhına dönüştürülemez.
Malatya’nın ihtiyacı, her inceleme gezisinden bir başarı hikâyesi çıkarılması değil; bitmeyen işlerin neden bitmediğinin açıkça anlatılmasıdır.
Anahtar teslimiyle hayat teslim alınmıyor
Kamuoyuna sunulan tabloların merkezinde kura sayıları, bağımsız bölüm hedefleri ve teslim edilen anahtarlar bulunuyor. Oysa vatandaşın hesabı çok daha somut: Su akıyor mu? Elektrik var mı? Kanalizasyon çalışıyor mu? Çocuk okula ulaşabiliyor mu? Esnaf dükkânında ticaret yapabiliyor mu?
Bu soruların cevabı verilmeden açıklanan teslim rakamları, tek başına bir şehrin ayağa kalktığını göstermez.
Konutlardaki eksik işçilik, tesisat sorunları ve tamamlanmamış altyapıya ilişkin iddialar karşısında yönetimin görevi, eleştirileri küçümsemek değil, her birini yerinde inceleyerek sonuçlarını kamuoyuna açıklamaktır. Hangi bölgede kaç konut gerçekten oturulabilir durumda? Kaç hak sahibi fiilen taşındı? Kaç yapıda eksiklik tespit edildi? Bu eksiklikler hangi tarihte giderilecek?
Rakam açıklayanlar, o rakamların arkasındaki yaşam koşullarını da açıklamak zorundadır.
Bir konutun kapısına numara takılması, içinde hayat kurulabildiği anlamına gelmez. Kura törenindeki alkış, çalışmayan gideri onarmaz; basın bültenindeki övgü, eksik altyapıyı tamamlamaz.
Vatandaşa süre veren idare, kendisine de takvim koymalıdır
Hak sahiplerine belirli sürelerde anahtar teslim almaları gerektiğinin bildirildiği ve bunun hak kaybı endişesi yarattığı yönündeki iddialar, açık bir kamusal yanıt gerektiriyor.
İlgili bildirimlerin kapsamı nedir? Konutu veya altyapısı hazır olmayan yurttaşın durumu nasıl değerlendiriliyor? İtirazlar hangi mekanizmayla inceleniyor? İdarenin tamamlamadığı işler nedeniyle vatandaşın mağdur olmasını önleyecek güvenceler nelerdir?
Kendi yükümlülükleri konusunda belirsiz konuşan bir yönetimin, vatandaştan kesin tarihlerle hareket etmesini beklemesi kabul edilemez. Süre disiplini yalnızca depremzedeye uygulanacak bir kural değildir. Kamu idaresi de üstlendiği iş için tarih vermeli, gecikmenin nedenini açıklamalı ve sorumluluğunu taşımalıdır.
Vatandaşın önüne takvim koyanlar, kendi eksiklerinin önüne de takvim koymalıdır.
İnsanların hayatı, teslim çizelgelerini tamamlamak için sıkıştırılabilecek bir bürokratik ayrıntı değildir.
Konteyneri kaldırmak, barınma sorununu çözmek değildir
Konteyner alanlarının tahliyesi ve kira desteklerinin sona ermesine ilişkin tartışmaların merkezinde, idarenin görüntüyü değiştirme hedefi değil, insanların nereye ve hangi koşullarda taşınacağı bulunmalıdır.
Bir ailenin geçici barınma alanından ayrılması, kendiliğinden kalıcı ve güvenli bir yaşama kavuştuğunu göstermez. Özellikle kiracılar, dar gelirliler ve taşınma masrafını dahi karşılamakta zorlanan haneler için çözümün ekonomik olarak erişilebilir olması gerekir.
Alternatif barınma imkânı ortaya konulmadan alınacak tahliye kararları, sorunu çözmek yerine başka bir adrese taşıma riski taşır.
Kamu yönetimi, konteyner sayısının azalmasını başarı olarak sunacaksa, oradan ayrılan insanların yaşam koşullarını da izlemelidir. Hangi aile kalıcı konuta geçti, hangisi yeniden kira yükünün altında kaldı, hangisi başka bir yakınının yanına sığınmak zorunda kaldı? Başarı değerlendirmesi bu ayrımı yapmak zorundadır.
Sosyal konut, vatandaşın ödeme gücünden koparılamaz
Konut üretiminin artması önemlidir. Fakat ödeme koşulları vatandaşın gelirini aşıyorsa, üretilen konut sayısıyla barınma ihtiyacının karşılanması arasında ciddi bir mesafe var demektir.
Bir projeye “sosyal” sıfatını vermek yeterli değildir. Peşinatı, taksiti ve toplam yüküyle kimlerin erişebildiği açıklanmalıdır. Dar gelirli yurttaşın kapısından içeri giremediği bir konut politikasının toplumsal başarısı, yalnızca satışa çıkarılan daire sayısıyla savunulamaz.
Kamu kaynağıyla yürütülen yeniden inşa, vatandaşa sunulmuş siyasi bir lütuf gibi anlatılamaz. Kamu hizmetinin sahibi, o hizmeti finanse eden toplumdur.
Kırsalda beton yükselmesi, hayatın geri döndüğü anlamına gelmez
Kırsal mahallelerde yapılan her konut değerlidir. Ancak yol, içme suyu, ulaşım, eğitim, sağlık ve üretim imkânları birlikte ele alınmadığında, bina tamamlanmış olsa bile yaşamın ihtiyaçları karşılanmış olmaz.
Köyde kalmak isteyen insanın yalnızca başını sokacak bir eve değil, geçimini sürdürebileceği koşullara da ihtiyacı vardır. Çiftçinin üretime, çocuğun okula, yaşlının sağlık hizmetine erişimini çözemeyen bir yaklaşım, kırsal kalkınmayı bina teslimine indirger.
İnceleme gezilerinin ardından yayımlanan fotoğraflar, bu soruların cevabı değildir. Her ziyaretin arkasından hangi sorunun çözüldüğü, hangisi için ne kadar kaynak ayrıldığı ve işin ne zaman tamamlanacağı açıklanmalıdır.
Yerinde dönüşümde maliyetin yükü kimin sırtında?
Yerinde dönüşüm projelerinde desteklerin yeterliliğine, artan maliyetlere ve yarım kalan işlere ilişkin şikâyetler, sloganlarla geçiştirilemez.
Vatandaşa kendi mahallesinde yeniden yaşam kurma imkânı vaat edilmişse, bu vaadin uygulanabilirliğini takip etmek de kamunun sorumluluğudur. Destek tutarlarıyla gerçek yapım maliyetleri arasındaki farkın nasıl karşılanacağı belirsiz bırakıldığında, yurttaşın omzuna taşıyamayacağı bir yük binebilir.
Kaç proje başladı, kaçı tamamlandı, kaçı finansman sorunu yaşıyor? Müteahhit ile vatandaş arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için ne yapılıyor? Bu soruların yanıtı verilmeden yalnızca programın adını tekrar etmek, yönetmek değildir.
Çarşıyı açılış kurdelesi değil, çalışan esnaf yaşatır
Şehir merkezindeki iş yerlerinin büyüklüğü ve ticarete uygunluğuna ilişkin itirazlar da aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. Bir dükkânın projesinin tamamlanması, o mekânın esnafın faaliyetini sürdürebileceği şekilde tasarlandığını tek başına kanıtlamaz.
Depolama, yükleme, müşteri erişimi, ulaşım ve sektörün ihtiyaçları hesaba katılmadan yapılan planlama, esnafı yeni bir ekonomik çıkmaza sürükleyebilir.
Teslim edilen iş yeri sayısının yanında, fiilen açılan ve düzenli faaliyet gösteren işletme sayısı açıklanmalıdır. Kepenk kapalıysa, bunun nedeni araştırılmalıdır. Esnafın itirazı, açılış töreninin görüntüsünü bozduğu için değersizleştirilemez.
Çarşının başarısı kurdele kesildiği gün değil, esnaf düzenli kazanç sağlamaya başladığında ölçülür.
Malatya teşekkür baskısını değil, hesap veren yönetimi hak ediyor
Okulu, sağlık hizmeti, ulaşımı, parkı, altyapısı ve ekonomik hayatıyla birlikte düşünülmeyen bir yeniden inşa süreci, kentin ihtiyaçlarını eksik bırakır. Binaların yükselmesiyle şehrin toparlanması arasındaki farkı hatırlatmak, yapılan çalışmalara düşmanlık değildir.
Eleştiren yurttaşın karşısına sürekli “Bu kadar iş yapıldı” savunmasıyla çıkılamaz. Yapılan iş, kalan eksikleri sorma hakkını ortadan kaldırmaz. Depremzedenin memnuniyet açıklaması yapma, sabrını sınırsız uzatma veya hizmet karşılığında siyasi minnet duyma mecburiyeti yoktur.
Malatya için gerçek başarı; kaç tören düzenlendiğiyle, kaç ziyaret yapıldığıyla, kaç övgü dolu haber yayımlandığıyla ölçülmeyecek. İnsanların güvenle evine dönebildiği, esnafın geçimini sağlayabildiği, kırsalda yaşamın sürdürülebildiği ve temel hizmetlerin kesintisiz işlediği bir düzen kurulabildiği ölçüde anlam taşıyacak.
Siyasetin görevi tamamlanmamış hayatların önünde zafer pozu vermek değil, o hayatların yeniden kurulmasını sağlamaktır.
Malatya bir seçim dekoru değildir. Depremzedenin hayatı da başarı bültenine sığdırılacak bir istatistik değildir. “Ayağa kaldırıyoruz” diyenler, hangi vatandaşın hâlâ neden ayağa kalkamadığının hesabını vermelidir.
Turgay SİMAVİ – malatyasiyaset.com
Malatya Siyaset haber portalında yerel ve ulusal siyaset gündemini, kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri objektif ilkeler doğrultusunda yayına hazırlamaktadır.