MTSO Seçimlerinde Büyükşehir’in Sessizliği: Tarafsızlık mı, Stratejik Bir Tercih mi?
MALATYA’DA STK’LAR KİMİN? DEĞİŞMEYEN BAŞKANLAR, KOLTUK SEVDASI VE TEMSİL KRİZİ!
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri tamamlandı, sandıklar açıldı, kazananlar ve kaybedenler belli oldu. Ancak 18-13’lik seçim tablosunun arkasında, Malatya’nın yıllardır yüzleşmekten kaçındığı çok daha büyük bir mesele duruyor: Sivil toplum kuruluşlarında değişmeyen yönetimler, makamlarla özdeşleşen isimler, kurumsal bağımsızlık tartışmaları ve temsil ettikleri insanların sorunlarına karşı sorgulanması gereken bir yönetim anlayışı. Artık mesele kimin seçildiği değil, bu koltuklarda oturanların Malatya için ne yaptığıdır.
MTSO SEÇİMLERİ: SANDIKTA BİR KAZANAN VAR AMA ASIL MESELE SANDIĞIN ÖTESİNDE!
Geçtiğimiz perşembe günü gerçekleştirilen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) seçimleri, kentte uzun zamandır görülmeyen bir rekabete sahne oldu.
33 meslek komitesinde yapılan seçimlerin ardından Oğuzhan Ata Sadıkoğlu lehine 18-13′lik bir üstünlük oluştuğu, bir komitede ise bağımsız adayın yer aldığı belirtildi.
Seçim sonuçları bazı çevreler tarafından sürpriz olarak değerlendirilirken bazıları açısından mevcut yönetimin görevine devam etmesi beklenen bir gelişmeydi.
Ancak bu seçimi yalnızca kazanan ve kaybeden üzerinden okumak, Malatya’nın kurumsal yönetim anlayışındaki sorunları görmezden gelmek olacaktır.
Mahmut Boyraz’ın adaylığını açıklamasıyla başlayan süreç, uzun zamandır durağan bir görüntü veren oda seçimlerine hareketlilik kazandırdı. Boyraz’ın yürüttüğü kampanya, kamuoyuna yansıyan açıklamaları ve ortaya koyduğu yönetim iddiası, Malatya iş dünyasında farklı bir tartışma ortamı oluşturdu.
İki dönemdir görevde bulunan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da mevcut yönetimin devamını savunan kampanyasıyla seçim yarışında yer aldı.
Her iki adayın yürüttüğü seçim çalışmaları, Malatya açısından demokratik rekabetin önemini yeniden ortaya koydu.
Fakat seçim dönemindeki bu hareketlilik, üzerinde durulması gereken temel soruyu ortadan kaldırmadı.
Malatya’da bir oda başkanını değiştirmek neden bu kadar zor?
Görevdeki başkanların yıllar içerisinde oluşturdukları kurumsal ilişkiler, yönetim tecrübeleri, sahip oldukları görünürlük ve mevcut organizasyon yapıları, yeni adayların karşısına önemli birer avantaj olarak çıkmaktadır.
Seçim döneminde bütün adayların eşit koşullarda yarışıp yarışmadığı, mevcut yönetimlerin kurumsal olanaklarının seçim sürecine nasıl yansıdığı ve yeni adayların önündeki yapısal engeller yeterince tartışılmamaktadır.
Bir başkanın yeniden seçilmesi elbette demokratik bir sonuçtur. Ancak seçimlerin düzenli yapılması, tek başına kurumsal yapının değişime açık olduğunu göstermez.
Önemli olan, yeni adayların ortaya çıkabilmesi, farklı yönetim anlayışlarının üyeler tarafından değerlendirilebilmesi ve kurumların belirli isimlerden bağımsız biçimde faaliyetlerini sürdürebilmesidir.
MTSO seçimlerinin ardından Malatya’da tartışılması gereken mesele tam olarak budur.
MALATYA’DA STK BAŞKANLIĞI BİR GÖREV Mİ, YOKSA ÖMÜRLÜK BİR MAKAM MI?
Malatya’da sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve esnaf örgütleri söz konusu olduğunda karşımıza çoğu zaman aynı isimler çıkmaktadır.
ESOB bünyesinde 40 yılı aşkın süredir görev yapan Şevket Keskin, Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Evren ve aynı kurumsal süreklilik tartışmasında adı geçen Ramazan Özcan, uzun süreli yöneticilik konusunda öne çıkan örnekler arasındadır.
Bu isimler üzerinden yürütülen tartışma, kişilerin kaç yıldır başkanlık yaptığıyla sınırlı değildir.
Asıl sorgulanması gereken, uzun görev sürelerinin temsil edilen kesimlere ne kazandırdığı ve bu kuruluşların yöneticilerinden bağımsız olarak ne ölçüde kurumsallaşabildiğidir.
Bir kişinin 20, 30 veya 40 yıl boyunca aynı makamda bulunması, başlı başına bir başarı göstergesi değildir.
Üstelik uzun yıllar görevde kalmak, bir yöneticiyi eleştiriden muaf tutmaz.
Bir esnaf kuruluşunun başarısı, başkanının kaç dönem seçildiğiyle değil, temsil ettiği esnafın sorunlarına ne ölçüde çözüm üretebildiğiyle değerlendirilmelidir.
Bir ticaret odasının başarısı, başkanının hangi protokol sırasında oturduğuyla değil, üyelerine sağladığı hizmetlerle ölçülmelidir.
Bir sivil toplum kuruluşunun gücü, yöneticisinin siyasi ve bürokratik çevrelerde ne kadar tanındığıyla değil, kuruluş amacına ne ölçüde hizmet ettiğiyle anlaşılmalıdır.
Bu noktada Malatya’nın artık açıkça sorması gereken bir soru bulunmaktadır:
Bu kurumlar, temsil ettikleri insanların sorunlarını çözmek için mi var, yoksa yıllardır aynı makamları elinde tutan yöneticilerin oluşturduğu düzeni sürdürmek için mi?
Elbette uzun süre görev yapmak tek başına başarısızlık anlamına gelmez. Tecrübe, kurumsal hafıza ve süreklilik, doğru kullanıldığında önemli kazanımlar sağlayabilir.
Ancak süreklilik, sorgulanamazlığa dönüştüğü anda kurumsal gelişimin önünde bir engele dönüşme riski taşır.
Bir başkanın yeniden seçilmek istemesi doğaldır. Doğal olmayan, kurumun geleceğinin o başkanın kişisel kararına bağlıymış gibi görülmesidir.
Daha da önemlisi, mevcut yönetimlerin alternatifsiz olduğu düşüncesinin kurumların içine yerleşmesidir.
Yeni adayların ortaya çıkması tehdit olarak algılanıyor, yönetimin değişmesi kurumsal bir kayıp gibi sunuluyor ve başkanın görevden ayrılması neredeyse kurumun geleceğiyle eş tutuluyorsa orada ciddi bir kurumsallaşma sorunu tartışılmalıdır.
Malatya’nın yeni Şevket Keskinler, yeni Ali Evrenler veya yeni Ramazan Özcanlar ortaya çıkıp çıkmayacağını konuşmaktan önce, herhangi bir makamın yeniden aynı biçimde kişiselleştirilmesini önleyecek yönetim anlayışını tartışması gerekmektedir.
Çünkü güçlü kurumlar, güçlü başkanlardan ibaret değildir.
Gerçekten kurumsallaşmış bir yapı, başkanı değiştiğinde de faaliyetlerini sürdürebilmeli, yeni kadrolar yetiştirebilmeli ve üyelerinin ortak çıkarlarını savunabilmelidir.
Hiçbir koltuk bir kişinin doğal hakkı, hiçbir meslek kuruluşu da bir yöneticinin kişisel mülkü değildir.
BAŞKANLARIN KOLTUKLARI KORUNURKEN MALATYA’NIN SORUNLARI NE KADAR ÇÖZÜLDÜ?
Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından tarihinin en ağır ekonomik ve sosyal sınavlarından biriyle karşı karşıya kaldı.
Şehrin ticari merkezleri, küçük sanayi işletmeleri, üretim tesisleri ve ekonomik altyapısı ciddi sorunlar yaşadı.
Esnafın yeniden iş yerine kavuşması, sanayicinin üretimini sürdürebilmesi, ticaretin canlandırılması, finansmana erişim, istihdam ve kayısı üreticisinin pazardaki gücü Malatya’nın temel ekonomik meseleleri arasında yer almaya devam ediyor.
Böylesine ağır sorunların bulunduğu bir şehirde, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının yalnızca protokol görevleriyle yetinmesi kabul edilemez.
Oda başkanlarının görevi açılışlarda kurdele kesmek, toplantılarda ön sıralarda oturmak, siyasilerle fotoğraf vermek veya kurumsal sosyal medya hesaplarında sürekli görünür olmak değildir.
Temsil makamının gerçek karşılığı, temsil edilen insanların hayatında ortaya çıkmalıdır.
Bir esnaf iş yerini yeniden açmak için ekonomik mücadele verirken, bir sanayici yatırım ve üretim sorunlarıyla uğraşırken, bir üretici ürününün değerini korumaya çalışırken, bu kesimlerin temsilcilerinin ne yaptığı elbette sorgulanacaktır.
Malatya’da yıllardır görev yapan oda ve birlik yöneticilerinin önüne artık somut sorular konulmalıdır.
Deprem sonrasında mağdur olan esnaf için hangi projeler geliştirildi?
Küçük sanayi esnafının iş yeri sorunlarının çözümünde hangi girişimler gerçekleştirildi?
Kayısı üreticisinin maliyetleri, pazarlama imkânları ve ihracat sorunları konusunda hangi somut sonuçlar elde edildi?
Sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştırmak, yeni yatırım alanları oluşturmak ve istihdamı geliştirmek için hangi çalışmalar yapıldı?
Bu soruların cevapları, genel ifadelerle veya toplantı fotoğraflarıyla geçiştirilmemelidir.
Elbette meslek odaları ve STK’lar her sorunun doğrudan çözüm makamı değildir. Ancak yetki sınırlarının bulunması, temsil ettikleri insanların taleplerini ilgili kurumlara taşıma ve sonuçlarını takip etme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yıllardır aynı makamda bulunan yöneticiler, sahip oldukları tecrübenin ve kurumsal ilişkilerin somut karşılığını ortaya koyabilmelidir.
Kaç siyasetçiyle görüştüklerinden çok, bu görüşmelerin Malatya’ya ne kazandırdığını anlatabilmelidirler.
Kaç toplantıya katıldıklarından çok, o toplantılarda hangi sorunların çözümüne katkı sunduklarını açıklayabilmelidirler.
Kaç seçim kazandıklarından çok, görev süreleri boyunca üyelerinin hangi taleplerini hayata geçirebildiklerini gösterebilmelidirler.
Çünkü bir meslek odasında asıl başarı, başkanın koltuğunu koruması değil, üyelerinin haklarını ve ekonomik imkânlarını geliştirebilmesidir.
Başkanların görev süreleri uzarken temsil ettikleri insanların sorunları yerinde sayıyorsa, ortada sorgulanması gereken bir yönetim anlayışı vardır.
MTSO SEÇİMLERİNDE SİYASİ DESTEK İDDİALARI: ODALARIN SANDIĞINDA KİMİN AĞIRLIĞI VAR?
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin ardından gündeme gelen siyasi destek iddiaları, kurumsal bağımsızlık tartışmasını yeniden öne çıkardı.
Seçim öncesinde Mahmut Boyraz’ın bazı çevrelerde AK Parti’nin desteklediği aday olarak gösterildiği hatırlatılırken, seçim sonrasında farklı iddialar ortaya atıldı.
Seçim sonrasında yayımlanan video değerlendirmesinde, bazı önemli isimlerle yapılan görüşmelerde AK Parti çevrelerinin Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’na destek verdiğinin ileri sürüldüğü aktarıldı.
Aynı değerlendirmede, kentte etkili ve yetkili olduğu belirtilen bir ismin komite üyelerini tek tek arayarak Sadıkoğlu lehine destek istediği yönündeki iddialara da yer verildi.
Bu anlatımlar bağımsız biçimde doğrulanmış bilgiler olarak değil, seçim sonrasında kamuoyuna yansıyan iddialar olarak değerlendirilmelidir.
Ancak söz konusu iddialar, Malatya’da oda seçimlerinin siyasi ilişkilerden ne ölçüde bağımsız yürütüldüğü sorusunu gündeme getirmektedir.
Bir meslek odasının yönetimini belirleyen süreçte siyasi ilişkilerin, bürokratik bağlantıların ve yerel güç dengelerinin etkisi hangi noktada başlamaktadır?
Oda üyelerinin tercihlerini adayların projeleri ve yönetim anlayışları mı, yoksa adayların çevresinde oluşan siyasi ve kurumsal ilişkiler mi şekillendirmektedir?
Bir siyasi partinin mensuplarının oda seçimleri konusunda kişisel tercihlerinin bulunmasıyla kamu görevinden kaynaklanan nüfuzun seçim sürecinde kullanılması iddiası birbirinden farklıdır.
Bu nedenle seçim sürecine ilişkin iddiaların somut bilgilerle açıklığa kavuşturulması önemlidir.
MTSO seçimlerinin ardından Büyükşehir Belediyesi’nin tutumuyla ilgili gündeme gelen açıklamalar da aynı çerçevede değerlendirilmelidir.
Seçim sonrası video değerlendirmesinde, belediye tarafının kendi komitesinde oy kullanacak kişileri seçime göndermediği ifade edildi.
Bu tercihin hangi gerekçeyle yapıldığı açıklığa kavuşmadan belediyenin herhangi bir adayı desteklediği veya engellemeye çalıştığı sonucuna varılamaz.
Ancak bir kamu kurumunun sahip olduğu temsil hakkını nasıl kullandığı da sorgulanabilir bir konudur.
Sandığa katılmamak tarafsız kalma tercihi olarak değerlendirilebileceği gibi başka kurumsal gerekçelere de dayanabilir.
Önemli olan, kamu kurumlarının seçim süreçlerinde hangi ilkeler doğrultusunda hareket ettiğinin anlaşılabilmesidir.
Malatya’da ticaret, sanayi, bürokrasi ve yerel siyaset arasında iş birliği bulunması doğaldır. Hatta kentin ekonomik gelişimi açısından gereklidir.
Ancak bu iş birliği, odaların kurumsal bağımsızlığını gölgeleyecek veya üyelerin iradesi üzerinde uygunsuz bir etki oluşturacak biçimde yürütülmemelidir.
Meslek odaları siyasi partilerin, ekonomik grupların veya kişisel ilişki ağlarının değil, kendi mevzuatları çerçevesinde temsil etmekle yükümlü oldukları üyelerinin kuruluşlarıdır.
Siyasetçilerle yakın ilişkiler kurmak, bir oda başkanına makamının asli sorumluluklarını ikinci plana atma hakkı vermez.
SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI GÜÇ MERKEZİ DEĞİL, TEMSİL MAKAMIDIR!
Malatya’da oda, birlik ve sivil toplum kuruluşlarının yönetim anlayışı üzerine yapılması gereken en önemli tartışmalardan biri de makamların kişiselleştirilmesidir.
Bir kuruluşun başkanı olmak, kişiye toplum karşısında görünürlük ve kurumsal itibar sağlayabilir.
Ancak bu itibar, temsil edilen makamın doğal sonucudur. Makamın kişisel mülkiyete dönüştürülmesinin gerekçesi değildir.
Bir STK başkanının sürekli protokolde bulunması, çeşitli etkinliklerde ödüller alması veya siyasi çevrelerde tanınması, tek başına kuruluşun başarılı olduğunu göstermez.
Bu kuruluşlar, yöneticilerinin kişisel itibarlarını artırmak veya belirli çevrelerle ilişkilerini güçlendirmek amacıyla oluşturulmuş yapılar değildir.
Bir esnaf örgütünün asli görevi esnafın sorunlarını gündeme taşımak, bir meslek odasının sorumluluğu üyelerinin ortak ihtiyaçlarını karşılamak, bir sivil toplum kuruluşunun görevi ise kuruluş amacına uygun faaliyetler yürütmektir.
Yönetim makamlarının kişisel çıkar veya itibar elde etme aracı haline getirilmesi ihtimaline karşı kurumsal denetim ve şeffaflık mekanizmaları güçlü tutulmalıdır.
Herhangi bir yöneticinin kişisel çıkar sağladığı ya da makamını kötüye kullandığı, somut deliller olmadan ileri sürülemez. Fakat bu durum, bütün yöneticilerin hesap verebilir olması gerektiği gerçeğini değiştirmez.
Kurumların mali kaynakları, faaliyetleri, temsil ve ağırlama harcamaları ile yönetim kararları, mevzuatın öngördüğü şekilde denetlenebilmelidir.
Üyeler, kuruluşlarının hangi projelere kaynak ayırdığını ve yapılan çalışmaların ne tür sonuçlar verdiğini öğrenebilmelidir.
Bir başkanın kendisini eleştiren üyeleri muhalif olarak görmesi, farklı düşünenleri kurumdan uzaklaştırması veya temsil yetkisini kişisel tartışmaların merkezine yerleştirmesi, kurumsal güven açısından ciddi bir sorun oluşturur.
Temsil makamında bulunan kişinin herkesle aynı fikirde olması gerekmez. Ancak farklı görüşlere saygı göstermesi, kendisine yöneltilen eleştirileri kurumsal sorumluluk çerçevesinde değerlendirmesi gerekir.
Seçilmiş olmak, eleştiriden muaf olmak anlamına gelmez.
Aksine temsil yetkisi arttıkça kamuoyu karşısındaki sorumluluk da artar.
MTSO seçimlerini kazanan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu açısından da yeni dönemin temel sorumluluklarından biri budur.
Seçim sırasında yaşanan rekabet, seçim sonrasında kurumsal bir hesaplaşmaya dönüşmemelidir.
Odanın başkanı yalnızca kendisini destekleyen komitelerin değil, bütün üyelerin temsil sorumluluğunu üstlenmektedir.
Mahmut Boyraz’ın seçim sürecinde ortaya koyduğu görüşler ve kendisini destekleyen üyelerin talepleri de odanın kurumsal çalışmaları içerisinde karşılık bulabilmelidir.
Bu ilke yalnızca MTSO için değil, Malatya’daki bütün oda, birlik ve sivil toplum kuruluşları için geçerlidir.
Koltuk, sahibine kimseyle kavga etme ayrıcalığı vermez. Temsil makamını kişisel hesaplaşmaların aracı haline getirmek, o makama yüklenen sorumlulukla bağdaşmaz.
MALATYA’NIN KURUMSAL SESSİZLİĞİ DE SORGULANMALI!
Malatya’da sivil toplum kuruluşlarını yalnızca başkanlarının görev süreleri üzerinden değerlendirmek yeterli değildir.
Bu kurumların şehirde yaşanan sorunlar karşısında ne zaman konuştuğu, ne zaman sessiz kaldığı ve hangi konularda somut girişimlerde bulunduğu da tartışılmalıdır.
Bir kuruluşun başarısı, yalnızca basın açıklamalarıyla veya kamuoyuna verilen mesajlarla değerlendirilemez.
Açıklamaların ardından hangi girişimlerin gerçekleştirildiği ve bunların ne tür sonuçlar doğurduğu da önemlidir.
Malatya’nın ekonomik geleceği söz konusu olduğunda meslek kuruluşlarının gerektiğinde belediyelerin kararlarını eleştirebilmesi, kamu kurumlarından açıklama isteyebilmesi ve üyelerinin haklarını savunabilmesi gerekir.
Siyasi veya bürokratik ilişkilerin korunması kaygısı, temsil edilen kesimlerin sorunlarının gündeme taşınmasının önüne geçmemelidir.
Bir STK’nın bağımsızlığı, yalnızca tüzüğünde yazan ifadelerle değil, aldığı kararlarla ve gerektiğinde ortaya koyabildiği eleştirel tutumla anlaşılır.
Malatya’nın deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde, oda ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını daha görünür, sonuçlarını ise daha ölçülebilir hale getirmesi gerekmektedir.
Çünkü kentin ekonomik ve toplumsal sorunları, yalnızca dönemsel açıklamalarla çözülebilecek nitelikte değildir.
Temsil edilen insanların taleplerini düzenli biçimde takip eden, ilgili kurumlara çözüm önerileri sunan ve yürüttüğü çalışmaların sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan bir kurumsal anlayış önem taşımaktadır.
Malatya’nın ihtiyacı, yalnızca protokolde güçlü görünen değil, üyelerinin sorunları karşısında etkili girişimlerde bulunabilen kuruluşlardır.
18-13′TABLOSUNUN ARDINDAN ASIL SINAV BAŞLIYOR
MTSO seçimleri geride kaldı.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun mevcut yönetimini devam ettirdiği, Mahmut Boyraz’ın ise seçim sürecinde ortaya koyduğu kampanyayla iş dünyasında farklı bir yönetim anlayışını gündeme taşıdığı bir yarış tamamlandı.
Ancak seçimlerin tamamlanması, odanın yönetimiyle ilgili bütün tartışmaların sona erdiği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, seçim sonrasında asıl değerlendirme dönemi başlıyor.
Yeni dönemde MTSO yönetiminin faaliyetleri, Malatya’nın ticaretine ve sanayisine sunduğu katkılar, üyelerin sorunlarına yaklaşımı ve kurumsal kararları üzerinden takip edilebilmelidir.
Seçim sonuçları mevcut yönetimin görevine devam etmesini sağlamış olabilir. Fakat bu durum, kurumun yönetim anlayışının sorgulanmasını veya yeni çözüm önerilerinin gündeme getirilmesini engellemez.
Seçimi kazanan yönetimin, yalnızca kendisini destekleyen çevrelerle değil, farklı görüşteki bütün üyelerle çalışabilmesi gerekir.
Oda içerisinde farklı düşüncelerin temsil edilmesi, yönetimin çalışmalarına katkı sağlayabilecek bir kurumsal imkân olarak görülmelidir.
Malatya’nın ticaret ve sanayi alanındaki sorunları, seçim dönemindeki liste ayrımlarından çok daha büyük ve kapsamlıdır.
Kayısının pazarlık gücü, sanayinin üretim kapasitesi, işletmelerin finansmana erişimi, istihdam ve yeni yatırım alanları, bütün üyelerin ortak gündemidir.
Bu nedenle 18-13′‘lik seçim tablosunun anlamı yalnızca bir yönetimin devam etmesiyle sınırlı kalmamalıdır.
Seçim sonucunun ardından odanın nasıl yönetileceği, kurumsal kararların nasıl alınacağı ve bütün üyelerin taleplerinin nasıl karşılanacağı da önem taşımaktadır.
SON SÖZ: MALATYA’NIN KOLTUK SAHİPLERİNE DEĞİL, HESAP VEREBİLİR KURUMLARA İHTİYACI VAR!
Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri, kentte uzun zamandır tartışılması gereken kurumsal yönetim sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.
Şevket Keskin, Ali Evren, Ramazan Özcan ve Oğuzhan Ata Sadıkoğlu üzerinden yürütülen süreklilik tartışması, belirli kişilerin ötesinde, Malatya’daki oda ve sivil toplum kuruluşlarının nasıl yönetildiğine ilişkin bir meseleye işaret ediyor.
Bu isimlerin görev süreleri, geçmiş faaliyetleri ve kurumsal sorumlulukları ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Ancak tartışma yalnızca kişiler üzerinden yürütüldüğünde, aynı yönetim alışkanlıklarının farklı isimlerle devam etmesi ihtimali gözden kaçırılmaktadır.
Bir başkan değiştiğinde yönetim anlayışı değişmiyorsa, aynı sorunlar devam ediyor ve kurumsal işleyiş belirli isimlere bağımlı kalıyorsa yalnızca tabeladaki isim değişmiş olur.
Bu nedenle Malatya’nın ihtiyacı, uzun süreli bir yönetimin yerine bir başka uzun süreli yönetimin gelmesi değildir.
İhtiyaç duyulan şey, oda ve sivil toplum kuruluşlarında hesap verebilirliğin, şeffaflığın, demokratik rekabetin ve kurumsal bağımsızlığın güçlendirilmesidir.
Hiçbir başkan temsil ettiği kuruluştan büyük değildir.
Hiçbir yönetim, üyelerinin iradesinin üzerinde değildir.
Hiçbir makam, yıllarca aynı kişi tarafından kullanıldığı için o kişinin doğal hakkına dönüşmez.
Görev süreleri ne kadar uzun olursa olsun, yöneticiler temsil ettikleri insanların sorunları karşısındaki sorumluluklarından bağımsız düşünülemez.
Malatya’nın kayısısı, ticareti, sanayisi ve esnafı üzerinden elde edilen temsil yetkisi, bu alanlarda somut sorumluluk üstlenmeyi gerektirir.
Bu şehrin ekonomik değerleri herhangi bir başkanın, odanın veya yönetim kurulunun kişisel temsil alanı değildir.
O koltukların gerçek sahipleri, sabah dükkânını açmak için mücadele eden esnaf, üretimini sürdürmeye çalışan sanayici, ticari faaliyetlerini geliştirmek isteyen tüccar ve emeğinin karşılığını almaya çalışan üreticilerdir.
Başkanların görevi de bu insanların ortak haklarını ve çıkarlarını temsil etmektir.
Kişiler gelip geçebilir, seçimler kazanılabilir veya kaybedilebilir, yönetimler değişebilir.
Kalıcı olması gereken, kurumların temsil ettikleri insanlara karşı taşıdığı sorumluluktur.
Malatya’nın artık başkanların kaç dönemdir koltukta oturduğunu değil, o koltuklarda oturdukları süre boyunca şehre ne kazandırdıklarını konuşması gerekiyor.
Çünkü mesele kimin koltukta oturduğu değil, o koltuğun Malatya için ne işe yaradığıdır.
Ve bu sorunun cevabını seçim gecesi açıklanan rakamlar değil, ortaya konulan somut icraatlar verecektir.
Turgay Simavi – malatyasiyaset.com
Malatya Siyaset haber portalında yerel ve ulusal siyaset gündemini, kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri objektif ilkeler doğrultusunda yayına hazırlamaktadır.